DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Kemal Turgut Göle
Kemal Turgut Göle
Giriş Tarihi : 21-07-2021 18:42
Güncelleme : 22-07-2021 03:02

Toplumsal Sorunlara Gözünü Kapayıp Kafasını Kuma Gömen Medya

Geçtiğimiz günlerde Rize’de meydana gelen sel ve toprak kayması sonucu 5 vatandaşımız hayatını yitirdi ve iki vatandaşımızınsa kayıp olduğu bilgisi medyaya yansıdı.

O günlerde bir program vesilesi ile Erzurum’da bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan felakete maruz kalan bölgelerde "Afet bölgesi” beklentisini olduğunu belirterek “Yapacağımız ilk kabrine toplantısında bunu teminat altına alacağız” ifadelerine yer verdi ve akabinde de Elazığ medyası haklı olarak feveran ederek bu olayı sorguladı .

Hatırlayınız 24 Ocak 2020 tarihinde Elazığ merkezli bir deprem yaşanmış ve Malatya, Diyarbakır, Kahramanmaraş gibi illerde de çeşitli hasarlar ve can kaybı yaşanmıştı.

6,7 şiddetindeki deprem çok sayıda ilde hissedilirken Başta Elazığ ve Malatya Doğanyol, Pütürge ve Kale ilçelerinde yoğun hasara ve diğer ilçelerde de can kaybı olmamakla beraber ağır hasara yol açtı.

41 kişinin hayatını kaybettiği depremde 1466 vatandaşımız da yaralandı. Çeşitli kamu binaları ve okulların yanında köylülerin ev ahırları ağır hasar aldı. Ne yazık ki Doğanyol, Pütürge ve Kale dışındaki ilce köylerdeki ağır hasarlı evlerin tespiti yapılmasına karşın şuana kadar zarar ve ziyanları tanzim edilmedi.

Temennimiz bu gibi durumların bir daha yaşanmaması ancak ülkemizin birçok bölgesi tabi afet ve deprem fay hatlarında olduğundan bu tür kaçınılmaz durumların yaşanması her zaman mümkün.

Bu kısa girizgâhtan sonra gelelim bizim “kafasını kuma gömen medyaya" ve komşu ilimiz medyasının onurlu duruşuna.

Elazığ medyası haklı olarak yüksek sesle haykırdı ve özetle “Rize’de birkaç ilçede meydana gelen afet sonrası derhal Afet Bölgesi ilan edilmesinin Elazığ ve bölge illerine haksızlık olduğunu iddia ederek” konuyu kamuoyunun gündemine taşıdı.

Aynı günlerde bizim medya ise bol övgülü “yıkama yağlama” haberleri ile meşguldü. (Sanki bu gibi halkın sorunlarını dile getirme sadece ulusal basının veya komşu ilin medyasının sorunu) Bu vesile ile de Elazığ medyasının onurlu duruşunu taktir ediyorum.

TASARRUF TEDBIRLERİ VEYAHUT VUR DEYİNCE ÖLDÜRMEK

Zamansız bir şekilde ve plansız programsız ve üstelik Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi açıkça yürürlükte iken adeta “Yangından Mal Kaçırır” gibi alelacele sözüm ona “Kayısı Festivali” düzenlemiş ve medyanın bol bol övgüsüne mazhar olmuştu. (Burada şunu da belirtmeliyim. Böyle bir etkinlik elbette övgüyü hak ediyor. Benim asıl anlatmak istedim husus başka)

Daha önceki bir yazımızda dile getirdiğimiz için burada ayrıca üzerinde durmayacağım. Kısaca Sanat Sokağının daha işlevsel bir hale getirilmesini ve buradaki kursların yeniden açılmasını istemiştim. Aradan kısa bir zaman geçtikten sonra böyle bir etkinlik yapılması eksiklikler bir tarafa elbette beni de memnun etti. Eksiklikleri bir yana benzer etkinliklerin devamı olmasını da arzu ediyorum .

Bana az önce “tasarruf tedbiri” filan diyerek eleştiri getirdiğimi hatırlayacaksınız biliyorum.

Benzer tasarruf tedbirleri “Rutin" aralıklarla kamu kurumlarına gönderilir. Buradan yola çıkarak idarecilerimizin bir özelliğini hatırlatmak istiyorum. Bizde adeta gelenek olmuştur “vur deyince öldür” anlıyoruz.

İdarecilerimiz savurgan ve şaşalı yaşantısından taviz vermezken ilk başta “tasarruf" adı altında asgari ücretli çalışanın hak edişleri, ikramiye, yol, yemek ve mesailerini keserek güya tasarruf ederler.

Hatırlayınız Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız göreve gelir gelmez ilk iş kiralık araçların sözleşmesini iptal etmiş akabinde de daha yüksek bir fiyata yeniden kiralama yoluna gitmişti.

“Bu kadar araca gerek yok israftır..."  diyen belediyemizin yine herhangi bir firmadan fiyat teklifi almadan ve ihalesiz bir şekilde BMC Firmasından aldığı araçları belediye meydanına dizerek bunu birde şova dönüştürmüştü.

Dolayısıyla kafasını kuma gömen ve gündemde olup bitenleri fikri takibe almayan medyamız iş yemekli toplantılar olunca eksiksiz bir araya gelmesi "selfie" yarışına girmeleri hem medyamızın çapsızlığını ve hem de idarecilerimizin basiretsizliğini gösterir.

KERPİÇ EVLER, TRT VE TÜGVA

Kültür İl Müdürlüğümüz yanındaki Kerpiç Evleri biliyorsunuz. Önceki dönem valilerimizden Sayın Ulvi Saran’ın projesi idi. Üzerinde epey yazılıp çizildi o bakımdan ayrıca bir şey yazmaya lüzum yok ancak buradaki binalardan birisi TRT'ye tahsis edildi. Bir diğeri TÜGVA... Gramofon müzesi filan.

Belediyenin tasarrufudur kime isterse verebilir buna bir sözümüz yok. Ben burada başka bir konuyu gündeme getireceğim.

TRT için yer tahsis edilmesi önemli bir gelişme idi. Çünkü biliyorsunuz TRT Bölge Müdürlüğü Diyarbakır’da bulunuyor. Komşu Erzurum'da ise “Haber Müdürlüğü” merkezi var.

TRT burasını bir Haber Müdürlüğü olarak hayata geçirince komşumuz Kahramanmaraş, Adıyaman ve Elazığ’ı da buraya bağlayacaktı. Kamuya ait küçük bir müdürlük olarak düşünseniz bile en 15-20 kişilik bir “çakılı kadrosu" olacaktı.

Üç beş muhabir, yine bir o kadar kameraman, ışık şefi, redaktör, şoför, hizmetli, muhasebeci filan belki sayı yirminin üstünde olacaktı.

O halde neden sadece tabelası asılıp burayı öylece “atıl” bir hale getirdiler. Üstelik içerisinde bilgisayarları ve odaları hazır edilmişken.

Sebebi belli; iki siyasimizin meydan savaşı yüzünden...

Çıkar çatışması ... Senin atadığın şahıs mı olacak benim aradığım mı...

Ya hu Allah aşkına isimlerin kim olmasının ne önemi var. Yeterki liyakatli bir isim olsun. Memleketimizde o kadronun üstesinden gelecek elemandan bol ne var. Bakarsın tecrübe ve deneyimine atamasını yaparsın olur biter .

TRT içinde gerçekten de işinin ehli onlarca Malatyalı hemşerimiz var. Kaldı ki ilimizde de işini hakkıyla yapabilecek ve buranın sorumluluğunu alabilecek onlarca genç gazeteci kardeşlerimiz var.

Lütfen daha fazla uzatmadan biran önce burayı faaliyete alarak halkın yararına olumlu bir adım atın .

PANDEMİDE KİRA ALMAYACAĞINI AÇIKLAYAN BELEDIYE GERİYE DOĞRU BORÇ ÇIKARIYOR İDDİASI

Daha önce Büyükşehir Belediyesi kiracılarından Pandemi süresince kira almayacağını basına duyurmuş ve hatta billboardlarda bunu ilan etmişti.

Şimdi ise belediyenin kiracıları olan kafe sahiplerine geriye doğru borç çıkarıldığı bayramdan sonra tebliğ edileceği iddia ediliyor.

Eğer iddia doğru ise bu konu ne devlet ciddiyetine ne de kiracı iş yeri sahipliğine sığar.

Umarım yalan yanlış bir bilgidir. Değilse insanımız devlete de güvenemeyecekse kime güvenecek...

Sosyal devlet vatandaşına sahip çıkar. Sorunları çizer veya çözüm üretir. Sorun üreten bir devlet “kutsal devlet", “devlet baba” veya “devlet ana" vasfını yitirir ve "zalim devlet" olur ki bunu kimse istemez ve kimseye faydası yoktur.

Zalim devlette kimsenin can ve mal güvenliği bulunmaz. Adalet tecelli etmez. Kısaca zulüm ile abat olunmaz.

İnşallah Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız durumdan haberdar olur da kiracıları hayal kırıklığına uğratmaz...

 

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA